Greenwashing

Dünyayı Yeşile Boyamak, Kaynak: Pixabay.com

Şu meşhur greenwashing kelimesine Türkçe bir karşılık bulmadan önce Urban Dictionary'den bakalım nasıl tanımlamışlar:

Kaynak: urbandictionary.com

Diyor ki yani, greenwashing şu anlama gelirmiş: Aslen çevre dostu olmayan bazı şirketlerin kendilerini öylelermiş gibi göstermesi/tanıtması durumu.

Biraz daha araştırma yaptığımda, bir kaç makaleye göz attığımda gördüğüme göre ise daha iyi bir tanımı şöyle yapabiliriz: Aslen -o kadar da- çevre dostu olmayan bazı şirketlerin -iklim krizinin getirdiği kanıksanmış küresel hassasiyet sebebiyle- kendilerini öylelermiş gibi göstermesi/tanıtması -ve bundan gayri-ahlaki haksız kazanç sağlamaya çalışması- durumu.

Dertlerimiz, tasalarımız ve hayatımızı etkileyen kalıcı gündemlerimiz değiştikçe doğal olarak kelime dağarcıklarımız da uyum sağlamak adına gelişiyor, güncelleniyor, detaylanıyor. Böyle yeni, güzel ve belki de üzücü kelimeler de hayatımıza giriveriyor. Tıpkı fake news ya da misinformation gibi. Antroposentrik iklim değişikliği de bu kapsamda, yeni kelimeler yaratma anlamında, verimli oldu diyebiliriz. İklim krizi, iklim mültecileri, iklim adaleti, resilience (dayanıklılık), geoengineering vb. bir çok kelime böylece giriverdi dilimize. Greenwashing de bunlardan biri.

Kısa bir araştırma ile bu kelimenin Türkçe'ye  yeşil aklama, yeşil badana, yeşil yıkama, yeşile boyama, yeşil dolandırıcılık şeklinde çevrilmeye çalışıldığını gördüm.  Bence bu çeviriler kelimenin tam anlamını Türkçe'ye veremiyor. Nedenini açıklayacağım, ama baştan başlamak gerekiyor biraz. Greenwashing terimi ilk kez Jay Westerveld isimli önde gelen bir çevreci tarafından kullanıldı. Sene 1986 idi. Jay, hayatında bir kez bile otelde kalmış bir çok kişinin bileceği şu alttaki havlu uyarısının bir benzeri üzerinden geliştirmişti bu terimi.

Dünyamızı Kurtarın! 

Bilirsiniz, oteller bu uyarıları banyolara koyar ve müşterilerinden bir tercih yapmalarını beklediklerini belirtir. Duştan sonra havluyu yere atıp odadan çıkarsanız otel yönetimi onu yenisiyle değiştireceğini taahhüt eder. Ancak şayet müşteri su tasarrufu sağlamak ve böylece dünyayı kurtarmak için aynı havluyu tekrar kullanmayı tercih ederse o zaman askıya geri asmasını ister. Bu durumda havlu değiştirilmeyecek ve dünya kurtulacaktır. Peki, bunda ne var? Jay'e göre, otellerin dünyayı kurtarmak gibi ulvi bir amacı yok, aslında tamamen kendi masraflarını azaltmak amacıyla bu uyarıyı banyolara koyuyorlar. Bu durumun bir benzerini bir çok şirkette, yazıcıların yanında ya da e-postaların altında görürüz. Çıktı almayarak kağıt tasarrufu sağlayın, ağaçları kurtarın derler çalışanlarına. Halbuki amaçlarının tamamıyla maliyetleri azaltmak olduğundan şüphelenmemiz gerekir.
Kaynak: London Science Museum Web Sitesi
(serginin beraber sunulduğu şu güzel orman fotoğrafına bir bakın)

Greenwashing'in en son ve en güncel olarak tartışıldığı yer ise Londra. Daha spesifik olarak Londra Bilim Müzesi. Burada bir sergi yapılıyor. Serginin ismi "Our Future Planet". Yani Gelecekteki Gezegenimiz ya da Gezegenimizin Geleceği. Ele aldığı konu ise isminden ve eşlik eden fotoğraftan hemen tahmin edebileceğiniz gibi iklim değişikliği ve bunun Dünya'nın geleceği üzerindeki etkileri. Daha özel olarak bakarsak karbon mühendisliğini yani aslında geoengineeringi, CO2'nin gökyüzünden yeryüzüne absorbe ettirilmesinin hedef alındığı teknolojilerin geliştirilmesini konu alıyor (örn: yapay ağaç teknolojisi vb.). Buraya kadar güzel. Enteresan nokta ve greenwashing'e bağlanacağımız yer ise şurası: Serginin sponsorluğunu-yukarıdaki bu güzel fotoğrafla özdeşleşerek-Shell yapıyor (bunu haber alan öğrenciler protesto etmek için 19 Haziran 2021'de Müze önünde toplanıp eylem yaptıklarında ise, Müze müdürlüğü tarafından çağırılan polisler vasıtasıyla uzaklaştırılmışlar).

Shell'den bu blogda daha önce de bahsetmiştik. İklim değişikliğine sebep olma yönünde etkisinin büyük olduğu tartışma götürmese de ve üstüne üstlük bu doğrultuda gelecek iklim stratejisiyle ilgili olarak Hollanda Mahkemelerinden yakın zamanda yaptırım uygulanmış durumda olsalar da yeşil bir imaj çizme çabaları gayet ısrarla devam ediyor. İmaj her şey diyor ve çabalamaya devam ediyorlar. Tabii enteresan olanı fosil yakıt yatırımlarını büyük ölçekte artırırken yapıyorlar bunu. Biz de Dünyamızın geleceğinde varız ve onu önemsiyoruz diyorlar, öte yandan petrolden vazgeç(e)miyorlar. Ve yeşil bir şirket olduklarını belirtmeye ya da böyle yeni bir profil çizmeye çalışıyorlar. 

Temelde uyguladıkları strateji doğrultusunda bakış açılarını şöyle görüyorum: 1) Petrol hala benim ana konum, yatırımlarım daha uzun bir süre daha artarak devam edecek. 2) Artan iklim hassasiyetine istinaden ise alternatif enerji/yakıt (hidrojen yakıt hücreleri vs.) işine de el atıyorum, diğer sürdürülebilir teknolojileri de araştırıyorum. 3) Üstüne üstlük bol bol ağaç/bitki dikerek karbon yutakları sayısını artıyorum. 4) Gelecek için ise gökyüzünden CO2 gazını yüzeye absorbe etme yöntemleri geliştirmeye/bunlara yatırım yapmaya çalışıyorum. 5) Böylece carbon neutrality'i sağlayacağım ve fosil yakıttan vazgeçmek zorunda kalmayacağım.

Dünyanın Sıcaklığını Düşürecek Termostat, Kaynak: Pixabay.com

Bakın, bir ahlaki tehlikeden ya da ikilemden bahsedeyim. Diyelim ki elinizde bilimadamlarının uzun çalışmalar ile geliştirdiği süper bir teknoloji var. Bu teknoloji Dünya'yı soğutmaya yarıyor. Hani iklim krizinin temel nedeni Dünya'nın küresel sıcaklığının seragazı etkisinden dolayı birkaç santigrat derece artmasıydı ya, bu teknoloji işte kısa bir süre zarfında, siz düğmeye basınca, küresel sıcaklığı endüstri öncesi seviyeye indiriveriyor (tabi bunla beraber ne gibi paralel problemlere yol açabileceği belirsiz).

Şimdi soru: elinizde böyle bir teknoloji olsa aşağıdaki seçeneklerden hangisini kendinize yakın hissederdiniz:

1) Bu harika bir haber, artık kendimi çevreci davranmak zorunda hissetmeden gidip 5 lt motorlu canavar bir kamyonet alıp özgür ruhumun tadını çıkarabilirim.

2) Bu bir felaket, bilimadamları böyle bir teknoloji geliştirmek zorunda kaldıklarına ve politikacılar bunu uygulamayı göze aldıklarına göre durum gerçekten kötü, en iyisi çevreci, mini bir elektrikli araç alayım.

Dünyayı Değiştirmek, Kaynak: Pixabay.com

Malesef açık ki, bu tarz teknolojilerin geliştirilmesi CO2 emsiyonlarının salınımının kademe kademe azaltılması konusundan onlarca yıldır atılan yavaş, ama istikrarlı adımları (mevzuat, yönetmelikler, regülasyonlar vasıtasıyla) bir kalemde silebilir. Bana göre bu tarz teknolojiler, ancak (güvenli oldukları koşulda) bir seviyeye kadar, yine artmaya devam edecek olan emsiyon azaltma stratejileriyle birlikte kullanıldığı durumda faydalı ve sürdürülebilir olabilir. Ancak her ne olursa olsun, emisyon salınımlarının azaltılması ve sonunda sıfıra indirilmesi hedefinden bizi hiç bir teknolojinin vazgeçirememesi gerekir. Aksi taktirde dev, küresel bir teknolojiye bağımlı hale gelmiş oluruz. Hem de de yan etkileri belirsiz, askerileştirilebilecek, silah olarak kullanılabilecek, ticarileştirilebilecek, tekelleştirilebilecek bir teknolojiye...Böyle bir teknolojinin tüm Dünya ülkeleri için kuvvetle muhtemel bir şekilde eşit ve adaletli bir biçimde kullanılmayacak olmasının yaratacağı ek problemler de cabası...

Bitirirken:

Tüm bu anlattıklarım ışığında, kendi adıma artık Greenwashing'in anlamını diğer alternatiflerinden daha güzel veren Türkçesini önerme zamanı geldi. Birebir çevirme kaygısıyla anlamdan uzaklaşmamalı ve ağzımızda bir garip duran söz öbeklerinden sakınmalıyız. Benim önerim: (sözde) yeşertme. Kendilerini sözde yeşertmeye değil, ilkeleri, misyon ve vizyonları itibatıyla gerçekten yeşil olma hedefiyle yola çıkan ya da bu dönüşümü cesurca yapmayı kanıksamış şirketlerin çoğalması dileğiyle...

 

Yorumlar