Shell Hatıra Ormanı

İlk kez bir şirket iklim değişikliğine sebep olmaktan ötürü cezalandırıldı ve emisyonlarını azaltmakla görevlendirildi. Buna göre Shell'in 2030'a kadar hızlı bir şekilde Paris Anlaşması çerçevesinde emisyonlarını azaltması gerekecek. Haberin detayına girmeyeceğim, ancak okumak isteyenler için linki paylaşıyorum: Shell ordered to slash emissions 45% by 2030 in historic court ruling (climatechangenews.com)

Peki Shell, özellikle de fosil yakıt şirketi kimliği ile, iklim değişikliği ve Paris Anlaşmasıdan bihaber miydi? Tabi ki hayır. Hatta bu çerçevede iklim stratejisini hazırlamıştı ve yenilenebilir enerji yatırımlarını da artıyordu. Yalnız bir problem vardı, tüm bunların yanında fosil yakıt işini de önümüzdeki dönemde azaltmayı değil, tersine artırmayı hedefliyordu. Peki, hem işini büyütmeyi hem de aynı zamanda iklim stratejisi hazırlayıp Paris Anlaşmasının meşhur net-zero hedeflerini tutturmayı başarmayı nasıl planlıyordu? Birazdan bunun iki kelimelik, son derece basit cevabını vereceğim. Önce birkaç konudan daha bahsetmek istiyorum.

Kaynak: Pixabay

Shell, biliyoruz ki bir fosil yakıt şirketi (ve bu kimliğinden ne kadar kurtulmaya çalışıyor emin değilim). Fosil yakıtların iklim değişikliğine sebep olan emisyonları yarattığını ve bu yönde en önde gelen kaynaklardan biri olduğunu tartışmaya gerek yok. Ancak, son iki yüzyıldır giderek artan oranda hidrokarbon temelli bir hayat sürüyoruz ve insanlık olarak  konformuz ve teknolojimizin önemli bir kısmını da buna borçluyuz. Burada fosil yakıt kötüdür, bunları sunan şirketler de şeytandır demeyeceğim. Çünkü bu 'yapıya ve düzene' insanlık olarak çok şey borçluyuz. Tabi ki temiz, iklim değişikliğine sebep olmayan, sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji fosil yakıtların yerini almalı, ancak o seviyede olduğumuzdan da emin değiliz. 

Shell'in internet sitesine girdiğimizde bize hemen, profesyonelce hazırlanmış bir resim çiziliyor. Hem şimdinin hem de geleceğin bir resmi. Yani Shell'in resmi ve Shell'in içerisinde var olduğu dünyanın resmi. Örneğin bugün siteye girdiğimde beni Brezilya'dan mükemmel bir gökyüzü, deniz ve şehir temalı bir manzara fotoğrafı karşıladı ki altında 'yenilenebilir enerji kaynaklarından' bahsediliyordu. Diğer yanda ise insan, şehir, teknoloji, doğa temalı bir fotoğraf kolajının yanında 'sürdürülebilirlik raporu' paylaşılıyordu. Yine anasayfadaki başka bir duyuruda net-zero hedeflerine geçiş temalı bir yazı bulunmaktaydı. Hemen göze çarpan başka bir detay da 'İklim Hedefimiz (Our climate target)' başlığı ile, göze son derece güzel gelen, sevimli ve şık bir sayfayı açıyordu. Sayfanın detaylarını incelediğimizde bir çok güzel, temiz, yeşil temalı fotoğraf yanında Paris Anlaşması, 1.5C derece, net-zero, hedeflerimiz, gelecek vb. pozitif kelimlerle döşeli umut verici cümleler karşılıyordu ziyaretçiyi.

Dünya çok yeşil ve organik! Kaynak: Pixabay

Tabi ki görsel olarak pek güzel imgeler sunmayan kara renkli petrolü ya da çıkarıldığı kuyuları paylaşmalarını beklemek doğru olmazdı. Veya küresel ısınmayı, belki geri dönüşü olmayacak bir iklim değişikliği sürecine girdiğimizi ya da hava kirliliğinden dolayı her yıl ölen insanlarla beraber iklim mültecilerini, sular altında kalacak tarihi şehirleri paylaşacak halleri yoktu. Sonuçta bir resim çizmek ister herkes. Kurumsal kimlikler, reklamlar, anlaşmalar...Sitenin de böyle olması normal. Önemli olan bunca güzelliğin altında sessizce yatan gerçekleri de görebilmek. Ama dediğim gibi, şeytanlaştırmaya gerek duymadan ve getirilerini de bilerek. 

--

Şimdi gelelim Shell'in hem fosil yakıt işini büyütme hem de bunu yaparken Paris Anlaşmasının net-zero hedeflerini tutturma planına. Bunu nasıl yapmayı planlıyordu? Cevabı iki kelimelik demiştim. O iki kelime şöyle: ağaç dikerek. Her ne kadar kafa karıştırıcı ve komik görünse de bu plan aslında Paris Anlaşmasının ve onun kaleme alınış biçiminin direkt bir sonucu. Daha önce de bu sitede bir kaç kez anlattığım gibi Paris Anlaşmasının hedefi 2050 itibarıyla carbon-neutrality sağlamak. Buna net-zero ya da balance (denge) da diyoruz. Yani bu, insanlığın yaydığı karbondioksit ile dünyanın absorbe ettiği karbondioksitin eşit hale getirilmesi demek. Bunu yapmanın üç yolu olabilir:

1- İnsanlığın karbondioksit yayılımının azaltılması ve sonuçta sıfıra ulaştırılması.

2- Atmosferdeki karbondioksitin tamamının ya da zarar verici kısmının atmosferden dünya yüzeyine absorbe edilmesi.

3- Yukarıdaki iki maddenin doğru oranda birlikte yürütülmesi.

Tercih edilen ve bence edilmesi gereken yol üçüncü yol, yani orta-yol. Yani hem insanlık emisyonlarını azaltacak, hem de atmosferdeki CO2'yi tekrar oradan almanın bir yolunu bulacak. Peki atmosferden CO2'yi nasıl alabiliriz? Zaten halihazırda var olan bir mekanizmayla alabiliriz mesela, fotosentezle. Önerilen bi çok mühendislik yolu olsa da en kolay ve ucuz yolu doğal karbon yutaklarının sayısını artırmak. Yani ağaçların ve bitkilerin. Peki her şey bu kadar basit ve düz-mantık mı? 

Paris Anlaşmasındaki source (CO2 kaynağı) ve sink (CO2 yutağı) kavramları

Paris Anlaşmasında gözden kaçırılmaması gereken çok önemli bir nokta var. Bu Anlaşma hedef olarak net-zero'yu getirdi. Net-zero yaklaşımı ise atmosferdeki CO2 miktarıyla hiç ama hiç ilgilenmiyor. Onun ilgilendiği kaynak ve yutakların fonksiyonları arasında denge kurmak. Bu denge pekala atmosferde şu ankinin 2 katı daha fazla CO2 olacak şekilde de kurulabilir. Dolayısıyla, eğer ki insanlık atmosferden 2 katı fazla CO2 almanın yolunu bulursa, oraya 2 katı CO2'yi de koyabilir. Kelimeler sihirli şeyler gerçekten...

İşte Shell'in planı da böyle devreye giriyor. Shell kısaca diyor ki, "ben işleri büyütüyorum... fosil yakıta daha da çok yatırım yapacağım...Ama merak etmeyin, Paris Anlaşmasının farkındayım ve net-zero benim de uymam gereken bir hedef. O yüzden atmosferden yeter miktarda CO2 çekilmesini sağlayacağım. Bunu da ağaç (ya da bitki) dikerek yapacağım..." Shell'in senaryosu teoride bile sınırları çok zorluyor, pratikte ise imkansız olduğu IPCC'nin iklim modelleri ile çelişmesiyle zaten ortada. Shell'in kendi analizine (Shell Sky Scenario) göre bu yöntemle net-zero hedefini sağlaması için sıfırdan Brezilya büyüklüğünde bir orman yaratması gerekiyormuş. Peki her yer orman olursa, tarımı nerede yapacağız, insanlara iş ve gıdayı nasıl sağlayacağız, şehirlerimizi ve binalarımızı nereye kuracağız? Ya da nerede hangi ağaç, nasıl, hangi koşullarda bir arada yaşayabilir, bundan nasıl emin olacağız? Her yere aynı ağacı dikebilir miyiz? Bunları nasıl yetiştireceğiz? Dikilen her ağaç yaşayacak mı? Bio-çeşitlilik ne olacak? Sorular çoğaltılabilir... Stalin Planında bu yaklaşımın Güney Rusya'da denendiğini ve başarısız olduğunu hatırlıyoruz değil mi?

---

Shell önemli bir firma ve iklim stratejisi dünya için çok önemli. Diğer firmalara da örnek olacak (özellikle enerji şirketlerine). Tam da bu sebepten ötürü Hollanda'daki mahkemenin verdiği karar önem taşıyor. Umarım bu karar doğru bir strateji belirlenmesi ve sektördeki değişiklik kıvılcımlarının hareketlenmesi için faydalı olur. 

Yorumlar